Çin Seddi'nde Keskin Gözler
|
Değerli Dostlar,
Ne zaman Çin’e, özellikle Pekin’e gitsem, her zaman aynı soru, aynı konu, aynı tartışma ve özellikle aynı yanlış ile karşılaşırım : “Uzaydan görülebilen insan yapısı tek eser olan Çin Seddi...” Akademik yayınlarda, ansiklopedilerde ve ciddi gezi kitaplarında bile karşıma çıkar.
En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim : Çin Seddi, uzaydan kesinlikle görülemez. Alçak bir yörüngeden bile gözlem olanaksızdır. Tez ve antitez yaptık, gelin sentezimde neler var, beraberce inceleyelim.
Ne kadar yüksekten insan
gözünün ne kadar uzağı görebileceği hakkında pratik bir formül öğretmek
istiyorum sizlere. Formül derken, “insan gözünün seçebileceği uzaklık”,
sayısal olarak tanımlanabilecek bir değişken olmadığından, “pratik bir
hesaplama” demek daha doğru aslında.
|
 |
X = Kilometre olarak seçilebilen uzaklık
h = Metre olarak yükseklik
|
Yani, bulunduğunuz yüksekliğin metre olarak karekökünü alıp, üç ile çarpın ve kilometre olarak okuyun. Örnek vermek gerekirse, 100 metre yüksekte iseniz, 100’ün karekökü 10’dur, 3 ile çarptığımızda 30 eder, 30 kilometre ilerisi görünür. Ya da, çıkılmasına izin verilen 3. Katının yüksekliği 300.65 metre olan Eiffel Kulesi’nden (karekökü 17.3, üç ile çarpılınca) yaklaşık 52 kilometre ilerisi mükemmel hava şartlarında seçilebilir. Yirmi küsür sene önceki meslek kursumuzda bizlere eğitim veren değerli coğrafya hocamız Prof. Dr. Metin Tuncel'in de kulaklarını çınlatalım bu formül ile.
Çin Seddi’nde isim durum biraz daha karışık. İlk olarak ünlü “İster İnan, İster İnanma” kavramının öncüsü Ripley’s, 1932 senesindeki bir yayınında konuyu gündeme getirdi. Bu şehir efsanesi okul kitaplarında da girerek günümüze kadar geldi.
Oysa, Çin Seddini sayılarla değerlendirelim : Bu duvar, en geniş yerinde 9 metre 10 santim. Açıkçası, rengi de çevresindeki yeryüzü (toprak) ile neredeyse aynı renkte. Optik çözünürlük işte tam burada önem kazanıyor : Uzaklığa karşı merceğin çapı... Göz merceğimizin çapı bir santimetre bile değil. Çok güçlü teleskoplar ise birkaç metre genişliğinde. Bu hesaplama ile, dünyadan yaklaşık 385.000 km.
Uzakta olan ay yüzeyinden görülebilecek ve çevresinden oldukça farklı bir rengi olan cisim, yaklaşık olarak 115 kilometrelik bir çapta (neredeyse 1 dakikalık yay uzunluğunda) olmalı.
Çin Seddi ise, yuvarlak bir yapı değil, aksine uzayıp giden ince bir çizgi. Böyle bir gözlem, yaklaşık üç kilometre uzaklıktan, bir saç telini görmeye çalışmak gibi. Daha akademik konuşmak gerekirse, gözleri kusursuz (10/10) bir gözlemcinin 17.000 kat daha keskin bir görüşe sahip olması gerekiyor.
Bazı “sahte” demeçleri bir kenara koyarsak, uzaya çıkanlardan Çin Seddi’ni görebildiğini söyleyebilen yoktur. Astronot William Pogue, orta yükseklikte bir yörüngeye sahip olan Skylab’den, ancak güçlü bir dürbün ile seddi görebilmiştir. Ekim 2003’te, Çinli “taykonot” Yang Liwie de, dünyaya dönüşünde bu tür bir gözlem yapamadığını belirtmiştir.
Aslında, daha basitçe düşünerek bile doğruya ulaşabiliriz : Günümüzdeki modern çok şeritli otobanların çoğunun genişliği, Çin Seddi’nin genişliğinden çok daha fazla. Üstelik, simsiyah asfalt, çevresindeki yeşillik veya topraktan çok daha kolay ayırt edilebilir. Bu durumda, tüm bu otobanların da uzaydan görünüyor olması gerekmez miydi?
Yalnız, sürpriz bir bilgi de vereyim size... Onyıllar önce, Profesyonel Turist Rehberliği kursunda, değerli coğrafya hocamız söylemişti, o zamanlar pek inanmamıştım : Senede sadece birkaç gün, özellikle ilk ve sonbaharda Marmara Denizi üzerinde nem oranı o kadar azalıyor ki... Hani Adalar adeta elimizi uzatsak değecekmişiz gibi durur ya... İşte böyle havalarda, tamamı olmasa da Sultanahmet Camisi kubbesi, özellikle güneş vurduğu zaman Uludağ’dan seçilebiliyor.
Dubai’deki Palmiye adaları ve Jebel-Ali limanı mı dediniz? Onu da siz düşünün...
| www.ersu.net © Özge Ersu |
|