04 Ocak 2009 Makinokunabilir Pasaportlar  

Makinokunamayan
Türk Pasaportlarımız

Değerli Dostlar,

Yılbaşı her zaman yeni düzenlemeler, prensip kararları, ilk haftanın ortası gelmeden bırakılan diyetler, tutulmayan sözler ile başlıyor. Bakalım, cinnet vatanımızın güzel insanına 2009 neler getirecek?

İşimle doğrudan ilgili olduğundan, uzun süredir değinmek istediğim pasaportlarımızın durumunu anlatan yazım da, yeni yıla denk geldi.

Konumuz, yıllardır değiştirileceği, ufaltılıp sayfa sayısının azaltılacağı söylenen, “makina ile okunabilir – machine readable” (ben buna “makinokunabilir dedim) hale getirileceği sözü verilen pasaportlarımız. Bu konuda ortada dolaşan söylentiler var, özellikle bu yıl içinde gerçekleştirileceği konuşuluyor ama enine boyuna tartışıldı mı, neye göre karar alındı, bilmek zor. Bakalım daha kaç sene geçecek? Yirmi yılı aşkın süredir, tüm dünyada konuklarımızı akla gelmeyecek coğrafyalar da dahil olmak üzere gezdirdiğimden, herhalde Türk ve dünya pasaportları hakkında söyleyecek sözü olanların başında geldiğimi kabul edersiniz. Yorumlarımı, bir uzman gözü ile değil, sade bir vatandaş ve gezgin olarak yazmak istiyorum.


Amacım burada “tüm yabancı pasaportlar çok iyi tasarlanmıştır, biz de aynı şekilde yapalım” demek değil. Amaç, teknolojinin ülkemiz gerçekleri ile örtüştürülerek, ülkemize ve vatandaşlarımıza yaraşır bir pasaportun ortaya çıkartılması olmalı...

Yeni basılan ve birleşik yazılarak dilbilgisi hatası yapılmış “ikiyüz lira” gibi olmaz umarım sonuçlar... Sık sık, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık heyetlerine eşlik ettiğim yurtdışı gezilerinde, bu konu ile ilgisi olduğunu düşündüğüm yetkililer ile konuşuyorum ama, “...ceğiz, ...cağız” haricinde bir yanıt alamıyorum.

Yurt dışındaki hemen her pasaport kontrolünde, aşağıdaki yakınmalar kulağıma gelir :

- “Özge Bey, biz Türk’üz diye yapıyorlar bunu, değil mi?”
- “Yuh be, yan taraftan on kişi geçti, bu memur hala benim pasaportumla uğraşıyor!”
- “Bizde olsa, yirmi saniyede işimiz bitmişti...”

Türk konuklarımızı sıklıkla bindirdiğimiz gemi gezilerinin liman kayıtları sırasında, kayıt yapan görevlilerin, pasaportumuzu işleme zorluklarını bilmelerinden dolayı, sıra bize geldiğinde yüzlerinin nasıl asıldığını, ya da bilgileri kolay okuyamadıklarından, nasıl ellerinin ayaklarına dolaştığını üzülerek gözlemliyorum. Yine aynı şekilde, Türk uçağı indiğinde, sıklıkla gittiğim havaalanlarında, pasaport polislerinin kendi aralarında ne şakalar yaptıklarını da duymak istemezdiniz herhalde...

Şimdi, eğri oturup, doğru konuşalım. Tüm dünyanın bilgi toplumuna, e-devlet anlayışına, otomatizasyona geçtiği bir 21. yüzyılda, Türk insanına, böylesine bir pasaport yakışıyor mu? Cebe koysanız, cebinize sığmıyor, cüzdana hiç girmiyor, bir de eski pasaportunuzda hala geçerli vizeniz varsa yandınız. Üst üste çift kaşarlı duble tost gibi cilt cilt pasaport...

Neyimiz eksik? Para? Teknoloji? Bence eksik olan, ileri-görü ve tutku... Evet. “İşini çok iyi yapma” tutkusu eksikliği... Estonya gibi, haritada yerini zor bulacağınız küçücük, üstelik emekleme sürecini yeni bitirmiş genç bir ülkenin e-devlet uygulamalarında dünya birincisi olduğunu biliyor musunuz? Geçtiğimiz yıl, resmi bir heyet ile gittiğimizde, bizlere verilen e-devlet bilgilerini hayranlıkla dinlemiştik.

Yıllar önce bile, İsrail’e girerken, havaalanlarında kendi vatandaşlarının “ellerini basarak” tarama-tanıma yöntemi ile ülkeye giriş yaptıklarını hayretle izlerdik.

Biyometrik Pasaport Nedir?

Peki, tam olarak nedir bu “makine tarafından okunabilir”, “machine-readable” ya da “biyometrik” pasaportlar? Tanım, aslında önemli bilgilerin pasaport sayfalarına gömülmesi ve bir alıcı ile incelendiğinde ayrıntıların otomatik olarak istenen ortama aktarılması...

Kimilerinde ufak bir chip var, kimilerinde ise barkod benzeri özel bir bölüm. Chip olan pasaportlar, pinli kredi kartlarımızda olduğu gibi 5 milimetrelik, sayfa içine gömülmüş bir devreye ve RFID (Radyo Frekansı ile Tanımlama) özelliğine sahip...

Pasaport polisi, bu bölümü özel bir tarayıcının üzerine koyunca,ya da bir okuyucudan sürüyerek geçirince, gerekli tüm bilgiler hemen yazılım yolu ile ekrana, dolayısı ile kayıtlara yansıyor. Her durumda, birkaç saniyeyi geçmeyen bir işlem. Geriye sadece ekrana gelmiş bilgileri kısaca kontrol etmek kalıyor... Yabancılar tarafından okunması zor olan isimlerle dolu bir pasaportun bilgilerinin girilmesi ise, çok uzun zaman alıyor.

Ayrıca, biyometik pasaportlarda yalnızca özel ışık altında görülen filigranlar da bulunuyor. Bu güvenlik, her sayfaya “delinmiş” seri numarası ile pekiştiriliyor.

Dünyada, doğum tarihinin, doğum günü ve ay olmadan, sadece yıl olarak belirtilebildiği ender ülkelerdeniz herhalde... Elbette artık sadece oldukça yaş almış konuklarımızda rastlıyoruz bu duruma... Doğum tarihi sadece “1928” olarak görünen Şebinkarahisar doğumlu konuğumuz Abdülmuttalip Muhittin Kocakethüdaoğullarındangiloğlu, pasaportunu uzattığında, ne kadar sürecektir sizce tüm bilgilerin girilmesi?

Temditler (Uzatma) ve Fotoğraflar

Gelelim uzatma, eski adı ile “temdit” konusuna. İnanın, başka pasaportlarda ek bir sayfa ve ek damgalar ile yapılan bu “ek uzatma” işine de çok az rastladım. Kontrollerdeki gecikmelerin bir bölümü de, yabancı pasaport polislerinin, müthiş bir açık yakalamışçasına “Bu pasaportun süresi çoktan dolmuş” bakışları altında, alaycı bir gülümseme ile bize pasaportumuzu iade etmelerinden kaynaklanıyor. Elbette biz de aynı gülümsemeyi, uzatma sayfasını bulup göstererek iade ediyoruz. Olan yine biz bekleyenlere oluyor aslında. Genelde, yurt dışında, pasaportlar 10 yıllık bir dönem için veriliyor. O dönem sona ermeden pasaport sayfaları dolarsa, yenisi küçük bir ücret karşılığı çıkartılıyor. Her durumda, süresi dolan pasaportlarda, kimse 10 yıl içerisinde görünüm olarak aynı kalamayacağı için, fotoğraflar da zorunlu olarak değiştiriliyor. Bizim sınırlarda karşılaştığımız sorunlarımızdan birisi de, hala II. Meşrutiyet döneminden kalma şuh resmini pasaportta taşımak isteyen ablalarımız veya eski güzel Türk filmlerindeki siyah beyaz jön hallerini pasaportta da korumak isteyen bıçkın dedelerimiz.

Bilemiyorum, yeni pasaportlarda, vesikalık fotoğraflarımız da “biyometrik” mi olacak? Bildiğiniz gibi, “biyometrik fotoğraf”, belli ölçü ve özelliklere sahiptir.

Pasaportların Karşılaştırmalı Fiziksel Özellikleri

Yabancı pasaportlardan biri ile (örneğin Fransız pasaportu) ile kendimizinkini fiziksel özellikler ile karşılaştırdığımızda aşağıdaki sonuçlara ulaşıyoruz. Boyut önemlidir esprisi yapmayınız lütfen :

Biyometrik Fransız pasaportu 32 sayfa, 12.5 cm. x 8.8 cm. boyutlarında, kalınlık 4 milimetre. Sayfalar filigranlı ve her sayfada arka fonda, silik olarak bazı bölgelerin haritaları sembolik olarak çizilmiş. Diğer sayfalar ise, aynı şekilde kıtalar veya dünya haritası ile süslenmiş.

Bizim “biyometrik olmayan” pasaportlarımız 60 sayfa. Yaklaşık 14 cm. x 9 cm. boyutlarında ve 5 mm. kalınlığında. İki pasaportu,geçerli vizeler için birbirine zımbalamak zorunda kaldığımızda, filigranlı vize sayfaları da etiketlerle doldukça, bu kalınlık bir santimetreye kadar çıkıyor... Adeta küçük cep kitabı gibi...

Pasaport Numarası Eksiklikleri

Şimdi sıkı durun, belki de hiç dikkat etmediğiniz bir eksiklik daha! Genelde bizler, konuklarımıza geziden önce pasaportlarının birkaç sayfasının fotokopisini çekmelerini öneririz. Ama, bir pasaportun neredeyse en önemli bilgilerinin yer aldığı, en çok fotokopisi çekilen 2. ve 3. sayfalarda, yani “Hüviyet ve Eşkâli” yazan, imzamızın, meslek, doğum yeri, doğum tarihimizin yer aldığı, karşısında ise tam ad ve soyadımızın renkli fotoğrafımız eşliğinde bulunduğu kısımda, pasaport numarası yok! Yani o fotokopi ile kaybettiğiniz pasaport için polise veya konsolosluğa baş vurunca, numaranızı veremiyorsunuz... Bu kırmızı pasaport numarası, diğer iç sayfalarda da rastlantısal şekilde (vizeler yazan kısımda) kimi zaman yer alıyor, kimi zaman ise yok! Herhalde teknik bir açıklaması vardır...

Çoğu zaman, yabancı makamlar, pasaport numarası yerine, ilk sayfada, ne sayısı olduğunu bilmediğim “Sayı/Nr.” Kısmını dikkate alıyor, bu da karışıklıklara yer açıyor elbette... Bir diğer eleştirim de, en çok aranan “Pasaportun Nereden Verildiği” ve “Veriliş Tarihi” bilgilerinin, 4. sayfadaki zor ulaşılır kısmda olması. Çoğunlukla üzeri dağılmış bir damga ile iyice okunamaz hale geliyor...

Sayfa adedine gelince. 60 sayfa fazla mı? Evet çok fazla. Önemli kayıtlar ve bilgiler 6 sayfa tutuyor. 5 sayfa “temditler”, 4 sayfa “açıklamalar”, 24 sayfa “vizeler, 9 sayfa “gümrük ve döviz kayıtları”, 12 sayfa da “giriş-çıkış damgaları”...

Ama en ufak ülkenin bile bize vize uyguladığını, tek girişlik, tek tarihlik bir vizenin bile koca etiket ile bir sayfayı kapladığını düşünürseniz, ülkemizin vize politikası konusunda kolaylaştırıcı girişimlerde bulunmasından önce sayfa azaltmasının neye yarayacağını söyler misiniz? Bizim gibi profesyonel turizmciler bir kenara, çok yoğun yurtdışı geziler yapanların bile neredeyse senede bir pasaport değiştirmek durumunda kaldıklarını düşünürseniz, nasıl sayfa adedi düşürüleceğini biliyorsanız, siz söyleyin...

Beş adet temdit sayfası, beşer seneden 25 sene pasaport uzatmak demek. Belki o kadar ömrümüz bile yok. Açıklamalara 4 sayfa ne yazılır ki? Ya 9 sayfa, üçüncü dünya ülkesi gibi “gümrük ve döviz kayıtları?” “Üç bin Euro ile çıktı, kürkü vardı, kamera ve Sinclair Zx Spectrum bilgisayar zimmetlendi” mi yazılacak günümüzde?

Ülkesinden çıkarken harç ödeyen başka ülke var mıdır bilmem ama, sıralı damga ve üzerine pul yapıştırılmasından başka pratik bir yararını görmediğim giriş çıkış sayfalarının da ayrı olması gerekiyor mu tartışılır. Yukarıdaki tüm bilgiler, bence normal pasaport sayfalarına işlenebilir.

İki sayfa açıklama da, pasaportun başında ve sonunda kapak içinde yer alıyor. Tam 15 maddelik “Dikkat Edilecek Hususlar”. Yazılanlar gereksiz mi? Hayır, gerekli olanlar elbette var ama, düşür 5-6 maddeye, tek sayfada işi bitir. Yani Milatta Önce olduğu gibi, bana “aldığım dövizi pasaportma kaydettirmemi” hatırlatma!

Pasaport Kılıfı Modası

Şu anda kullandığımız pasaportlar korunmaya muhtaç mı? Evet... Kalın bir kağıttan biraz hallice ve kolayca aşınabilen plastik ile kaplanmış pasaportlar, ne kadar özenli kullanırsanız kullanın, kısa sürede aşınıyor, kıyısından köşesinden yırtılmaya başlıyor. Üzerindeki soluk baskı da, bir süre sonra kayboluyor zaten... Sayfa sayısı çok olduğundan, cilt te ağır çekiyor ve bir süre sonra cildinden ayrılıyor. Yurt dışına, cildinden ayrılmış pasaport ile çıkamayacağınızı, Türkiye’den çıksanız bile, gideceğiniz ülke tarafından geri çevrilebileceğinizi unutmayın. Ya yeni pasaport için başvuracak,ya da ince işçilik ile uhu kullanarak yapıştıracaksınız. Bazı Nazdarovya Cumhuriyetleri'nde, özellikle pasaportlarımızın, saatlerce süren anlamsız bekleyişler sonrası ciltlerinden ayrılmış halde adeta yüzümüze fırlatıldığını da anımsıyoruz.

Bu durumda, çözüm pasaport kılıfları. En ucuz plastiğinden, markalı, kaliteli deri modellerine kadar kılıflar dolaşıyor ortalıkta. Acentalarla gezenler, verilen kılıfları da kullanıyorlar... Açıkçası, ben dünyada pasaportuna kılıf takan çok az kişi gördüm. Elbettei yurt dışında deri reyonlarında pasaport kılıfları da var, ya da benim kullandığım gibi ince kapaklı kutu şeklinde olanlar satılıyor ama, ülkemizdeki kadar pasaport kılıfı kullanan yok bence.

Yurtdışında pasaport polislerinin, kızarak Türk pasaportlarımızın üzerindeki kılıfları çıkartmamızı ve kontrole o şekilde vermemizi istediğine tanık oluyorum. Normal bir kılıf olsa neyse. Bazılarının, adeta diplomatik pasaportlara benzetilircesine kıpkırmızı yapıldığını ve üzerine kafa karıştırıcı yazılar eklendiğini de belirteyim...

Son olarak, yine biz ara kuşaktık, bazı kelimeleri anımsıyoruz ama, şu eski söylemden vaz geçilemez mi? Günümüzde hangi genç “ibraz, refakat, müşterek, kafile, münferiden, tanzim, hamili, mahzur, mani, eşkâl, hususi alamet, meşruhat, tatbik, takibat” kelimelerinin tamamını anlayabilmektedir? Duru, öz bir Türkçe, çok mu zor?

Değerli Dostlar,

Belki içinizden, “bu kadar sıkıntı varken, uğraşılacak bu mu kaldı?” diyorsunuzdur... Ama bence, bu küçük ayrıntılar, ülkemizin aydınlık yüzünü belirliyor. Nasıl her birimiz yurt dışında iken adeta ülkemizin bir tanıtma bakanı, bir büyükelçisi konumundayız, bence bizi hiç tanımayan ülkelere girerken uzattığımız şerefli pasaportumuz da, ülkemize yakışacak derecede özenli ve şık tasarlanmış olmalı...


| www.ersu.net © Özge Ersu |