09 Aralık 2007 Türk Hava Yolları'nda 'Leydiğz' Dönemi  

Uçuş
Dubai - İstanbul

Singapore Airlines First Class’tan, Nepal Everest’teki Buddha Air’e, Emirates’ten Kenya’daki pırpırlara kadar, dünya üzerinde uçmadığım havayolu sayısı çok azdır. Bunun üzerine, senelik 150 uçuştan aşağı düşmeyen gezi yoğunluğumu ekleyin, herhalde tüm havayollarını kıyaslama ve değerlendirme yapmak hakkımı teslim edersiniz.

Son yıllarda eleştiri oklarının hedefinde Türk Hava Yolları var. Ben bile, servis kalitesi artıyor mu, azalıyor mu, karar vermekte zorlanıyorum. Kimi uçuşlarda, kaptan pilotun mükemmel İngilizcesi veya yer ekibinin inanılmaz hamleleri beni ümitlendiriyor, kimi zaman da, okyanusu geçip derede boğulduğumuza tanık oluyorum.


Alan müdüründen teknisyenine, harekatçısından pilotuna, kabin amirinden banko görevlisine kadar o kadar çok tanıdığım eş, dost ve değerli insan var ki, genel bir eleştiride bulunmak haksızlık gibi geliyor. Diğer taraftan, arasıra öyle olaylarla karşılaşıyorum ki yazmamak elde değil.

Bu sabah, Dubai’den İstanbul’a TK 1162 ile indim. Yine kiralık ve müzelik Airbus 321’lerden biri. Rakiplerin 777 ile uçtuğu rotada, “in flight entertainment” lüksünü geç, kulaklık bile yok. İnsanı bir ömür boyu tavuk ve yumurta ikilisinden nefret ettirecek derecede ağır bir omlet kokusunu geç. Uçak konfigürasyonu son anda değişmiş, sol ön tarafta B(ravo) koltuk sırası yok, 5-6 kişi ayakta, yer ekibinin haberi yok, onu da geç…

Kalktık. Yemek istemiyorum, sabahın 04:00’ünde yarı uykulu, sızmak üzereyim. Kabin görevlisi, ikide bir solumdaki pencere kenarında oturan genç yabancı kızcağıza birşeyler veriyor. Kendisine de “Yeliiiz” gibi birşeyler söylüyor. Arkadaşı herhalde.

İçimden, - “Allah Allah, ben onunla yer sıkıntısı olduğunda İngilizce konuştum, Türk değil, ‘Yeliz’ değil, hostesin arkadaşı nasıl olur” diye düşünüyorum...

“Cabin Crew” yine geldi, ekmek veriyor : “Leydiiiğğz…” Yastık uzatıyor; “Leydiiiiğz…” Anam!.. Resmen “ladies” demeye çalışıyor. “Ladies”… “Hanımefendi” demek istiyor yani.

Rüya görüyor olmalıyım. Hayır değil. Rüya olmadığını, yanımdaki kızcağızın şarap istemesi üzerine bana dönerek “Ne diyor ki bu?” şeklindeki yardım isteyen gözlerinden anlıyorum.

Gözlerimi kapatıyorum. Abla, İngilizceyi tutup yere yatırmış, beline balta ile “küüüt, küüüt” diye vuruyor. Öyle bir sökmüş ki yabancı dili, ben dahil hiçbirimiz dikemiyoruz.

Touchdown… Yer olmadığından İç Hat Terminali’ne yanaşıyoruz. İstanbul, puslu, gri yeni bir güne uyanıyor.

Peki siz kimlerdensiniz?

Aşırı ve “farklı” kadrolaşma sonucu havayolumuzun düşen kalitesini açıkça görenlerden mi, yoksa Iberia veya Air France ile okyanus aşırı bir uçuş sonrası, Türkhavayollarınınkıymetinianlattırabildiklerimizdenmisiniz?

| www.ersu.net © Özge Ersu |